yazık oldu yarınlara

pell.JPGyarınlarda pembe panjurlu evler yoktu bizim için. bir peri masalının iki kahramanı olmak da yoktu.. ama zaman aktığı ve biz varolduğumuz sürece yarınlar vardı bizim için. yazılmamış bir hikaye, lekesiz bir kağıt parçası gibi. ve doğmamışa, yaşanmamışa saygılı olmak gerektiği öğretilmişti bize. çünkü onları değiştirmek en kolayıydı geçmişi değiştirme arzumuz düşünüldüğünde. fakat yazık oldu yarınlara çünkü nefretle beklemek o yaşanmamış yüzlerce ana, sanki doğmadan günahkar ilan etmekti bir çocuğu. bizim için yarın yok diye birşey yoktu. dünyada birsürü tadılmamış acı varken insanlar hep kendilerinin en kötüsünü yaşadığını düşünürler. ve anlamsız gelir başkasının duyguları sahibinden başkasına. oysa daha en güzel günler yaşanmadı ve en büyük acılar tadılmadı yeryüzünde. buna eminim. işte bu yüzden depresyona girip hayata ara verip hatta abartarak intiharı bile düşünenlere çok kızıyorum içimden. ne kadar kötü olursa olsun en kötü hayat bile yarınların hatrına yaşamaya değer. yaşamın değerini bilmeyen insanlar hasta hayvanları öldürüyorlar daha fazla acı çekmesinler diye. ama hayatı hayat yapan zaten (acısıyla-tatlısıyla) o garip tat değilmi.
nefret ve kin kalplerden atılması zor şeyler. tatminsiz duygular. çünkü karşındaki nefret ettiğin kişiye saldırdıkça, hakaret ettikçe, onu kırıp üzdükçe eline hiçbirşey geçmediğini fark ediyor insan ve daha bi büyüyor nefreti. daha bi artıyor kini. kendi kendini körüklüyor bu duygular. fakat karşıdaki yanlış anlaşılan ve kalbinin içini, samimiyetinin gerçekliğini somut olarak gösterme şansı olmayan kişi sadece izliyor bunlar olurken. bütün sıfatlara, bütün can kırıklarına, idamının bütün haklı sebeplerine şaşkınca bakakalıyor ancak. altından sehpayı tekmeleyip iterlerken bile nerde yanlış yaptığını düşünüyor. sanırım bu dünyaya gelmekti yaptığı yanlış. çünkü bir noktayı değiştirmekle asla bütün hayat değişmez, iyileşmezdi. böylesi ancak filmlerde olurdu.
saçmalamak, iğrenç espriler yapmak hiç koymuyor bana. çünkü seviyorum bunları ve isteyerek yapıyorum. ama yanlış anlaşımaya tahammül edemiyorum. ciddi ciddi konuşurken birisinin “kendini komik mi zannediyorsun sen” demesi içime oturuyor. sen ne söylersen söyle karşındakinin anladıklarıdır senin ağzından çıkanlar aslında ya. ne kadar acı bu değil mi?
zor hayatlar hepimizin yaşadıkları ama yaşamak eylemi bütün bu zorlukların ödülü oluyor. yaşamak ve hayatın süprizlerini sabırsızlıkla beklemek… başkasının üzüntüsü nasıl senin sevincin olur? başkasının kırgınlığı nasıl seni tatmin eder? bunları anlayamıyorum.
ama acemileri seviyorum, zayıfları seviyorum, kaybedenleri seviyorum.. çaresizlerin çırpınışlarını seviyorum. küçük ellerin kinle tanrıya uzanışını seyretmek hoşuma gidiyor. ve tanrının herzaman onları bağışlaması… kaybetmekten korkanlar daha bi sıkı sarılıyorlar cananlarına. ve parçalıyorlar sevgililerini. ama yokedemiyorlar sadece binlerce aşk kırıntısına çeviriyorlar mutlu bir beraberliği. yaşanan güzel günlerin hatrına derler insanlar. dargın kalmayalım. ben bunu yarınlar adına isterdim ama yazık oldu yarınlara.
şimdi gitmek istiyorsan git ama aşkın herzaman sevgi sözleriyle haykırılmayacağını da düşün otobüsün camına vuran aksimi seyrederken….


seperator