
Geçen akşam arkadaşlarla toplanıp çok kalabalık bir grup halinde sinemaya gittik. Destere filmine. Filmin girişinde konuştuğumuz emekli öğretmen bi büyüğümüz biraz peker açıkalın’dan bahsedip filme olan korkumu azaltıp beklentilerimle oynamış(azaltmış) olsa da yine de içimde bi korkuyla girdim filme. Eğlenceli olmama ihtimalinin yüksek olduğu düşünüyordum içten içe. Ilk başlarda güzeldi herşey. Arkada konuşan grubun henüz filme adapte olamamış olduğunu varsayıp aralarında yaptıkları konuşmanın biraz sonra filmin akışına kapılınca kesileceğini düşünüyordum ama ne yazık ki öyle olmadı. Öyle çok ve yüksek sesle konuşuyorlardı ki epey bi diyalogu hiç anlayamadım-duyamadım. Ve attıkları kahkahalar hala kulaklarımda. Verdikleri paranın sonuna kadar karşılığını aldılar. Belki de fazlasını. Sayıca ve cüssece bizden fazla olmaları ise işin en acı yanıydı. Bütün bu sinirimi içime atıp kuzu kuzu yerimi değiştirdim ikinci yarıda. Ve şu soruyu sordum orda kendime. Acaba ortamda bizden daha çok eğlenen bir kitle olduğu için onları kıskandığımdan mı eylenemedim? yoksa kulağımın dibinde olduğunu, konuştuğu herşeyi duyduğumu, salyalarıyla saçlarımı yıkadığını fark etmeyen bu gerizekalılar yüzünden mi?
İzlenilenin komedi türünde olmasının sinemalarda yada tiyatrolarda sessiz ortama özen gösterilmesi kuralını ortadan kaldırdığını düşünmüyorum. Ve kayıp iki saatimi, komedi filminde ilk kez gerilmemi, filmin kötü olmasını değil arkamdaki vcd seyircisine bağlıyorum.
Ya kıskancım yada haklı
-
http://www.kitleler.com/ muhammet mazhar
-
http://www.kitleler.com muhammet mazhar
-
http://www.elvrade.com S.Taner
-
http://www.elvrade.com/ S.Taner
-
http://www.birblog.org/ www.birblog.org
-
http://www.birblog.org www.birblog.org
-
http://www.mecaziyasam.com/ silentrebel
-
http://www.mecaziyasam.com silentrebel







