trust my self righteous suicide

kahve.jpg Lale devrinde bir dinazor dan bahsetmiştik daha önce. ve şimdi devamını getireceğiz o dinazorun hikayesinin… bir dinazor olarak yaşarken hayatı, en önemli faktör sabır oluyor insan hayatında. karışınızda bir kutuya gizlenmiş değişiminiz, yeni kimliğiniz dururken o kutuyu açmadan ve içerisindeki kaderinize razı olmadan ne kadar sabredebileceğinizi sınadığınız bir maratona dönüşüyor geçen günleriniz. tabi eğer yeterince cesur ve asiyseniz o kutuyu bir kenara fırlatıp ve elinize bir kalem alıp kendi kaderinizi yazmaya başlayabilirsiniz ama tanrıya isyanın en ağır şekilde cezalandırılacağını da unutmamalısınız. size bir öneride, bir teklifte bulunulduğunda yapmak yada yapmamak, kabul etmek yada reddetmek gibi iki seçeneğiniz olur genelde yada susarsınız. susmanız sabretme yeteneğinize bağlıdır. ne kadar susarak durabilirsiniz ki? önünüzde bir yol ayrımı varken ne kadar oyalanıp bekleyebilirsiniz bunun karşısında… süre dolmadan birisini seçip yolunuza devam edersiniz muhtemelen. bazen seçtiğiniz yolun yanlış olduğunu bilirsiniz ama en mantıklı olan o seçenektir. yanlıştır ama mantıklıdır(çelişkimi acaba bu).
hızla giden bi metrodan atlamaya çalıştığını görünce elinden tuttum. dur! gitme! dedim. gözlerindeki kararlılığı gördüğümde yaptığım hareketin benim için bir yanlış olduğunu anladım. tıpkı yukarda bahsettiğim gibi bir yanlış içindeydim o anda. sonra kendimi kandırmaya çalıştım. yaptığım yanlışın mantıklı yanları vardı. eğer seni intihardan döndürebilirsem sana hayatının geri kalanını verecektim, seni doğmamış çocuklarına bağışlayacaktım. tanrının yaptığı işlere ortak olacaktım bi nevi orada. bu düşüncenin verdiği heyecanla göğsümü kabartıp ekledim ” yaptığın çok yanlış. biliyorsun. şimdi durmazsan pişman olmak için çok geç olabilir” ama bana aldırmadan devam ettin sen. atladın. ama ikimizde çok önemli birşeyi(ellerimizi) unuttuk. sen atladın arkandan ben de sürüklendim. şiddetle savrulduk dışarıya. vücudumuz ciddi yaralar almış, ruhlarımız incinmişti. ben başaramadım seni durdurmayı. ve bana verdiğin yaralar kaldı sen gittikten sonra. vücuttaki ve kafadaki yaralar. şimdi bir dost sohbetinde kahve fallarında geleceği ararken kendimi görüyorum bir başkasının yeşil gözlerinde. düşerken yanımda götürebileceklerimin farkına varıyorum. ben normalde arkama dönüp bakan birisi değildim. ben gerektiğinde yanlış hataları o anlık mantıklı oldukları için seçebilen bir dinazordum fakat şimdi dönüp bakıyorum arkama ve beni ıslah etmeye çalışan kişileri görüyorum orada. şaşırıyorum dikkat çekmeme, kızıyorum yaptığım yanlışlar için kendime, üzülüyorum arkamdan gelip bana elini uzatan sevdiklerime, güveniyorum o kutunun içindeki saklı kaderime, ağlıyorum kaybedecek olan bize ve diğerlerine.
Sadece haklı intiharıma güven ve benim gibi davranmaktan vazgeç…

Anafikir: siz siz olun çağından uzak bir dinazorun garipliklerine öykünmeyin!