Tekrarlar iyidir

mevsimsonbahar
tekrarlar sinir bozucudur. birçok tekrar eden durum insanda işkence hissi uyandırabilir. o yüzden pek sevmeyiz tekrarları. orta okuldayken hocalarımızın verdiği deftere yada tahtaya …kez şunu yaz cezaları ile başlayan bu durum ömür boyu devam eder. bu konuyla alakalı çin işkencelerine değinmeye gerek bile duymuyorum. herkes biliyordur nasılsa.
zaten bu tekrarlardan kaçarak yıkmışızdır tabularımızı. kaçarken keşfetmişizdir birçok şeyi. macera olsun diye çıkılan serüvenler sonunda gelmişizdir elimizde farklı hazinelerle. belki bu kadar rahatsız etmeseydi tekrarlar bizi, yuvarlanır gider ve yerimizde sayardık.
Ama ben ilişkilerde durumun biraz farklı işlediğini düşünüyorum. tabi ki insan sevdiceği ile daima farklı şeyler tecrübe etmek istiyor. tabi ki çıkılan her macerada yanında bulunan kişinin sevdiği olmasını istiyor. dizlerinin gücü yetmediğinde onun elini tutup cesaretlenmek, başardığında da sıkıca sarılıp kutlamak istiyor.
bunun yanında ise bir rutinin parçası olmak istiyor sevgilisiyle. hiçbir macerada, farklılıkta, keşifte gözü olmadan gerekirse hep aynı günü yaşamak istiyor onunla beraber. çünkü rutin denen şeyde acaip bir ev havası var. güven veriyor insana. macera kelimesi gibi değil. bir sıçaklık yayıyor insanın zihine rutini yaşamak. ayrıca omurlik soğanınla hayatı yönetip zihnini başka şeylere ayırmana da yardımcı oluyor. aynı zamanda alışmanı ve yoksunluğunda yapamayacağın herşey için savaş vermeni, tutkulu olmanı sağlıyor. işte tüm bunlar zamanla gelişiyor. nasıl olduğunu fark etmeden önce maceracı ruhunu kaybediyorsun, biraz tembellik yapıyorsun, ardından rutine bırakıyorsun kendini. gayet bilerek ve isteyerek. bu işten zevk alarak yapıyorsun bunu.
tabiatın kuralı bu galiba. rutini görmek bize bişeylerin yolunda gittiğini işaret ediyor. ilk buluşmada, karşımızdaki ömrümüzden ne kadar çalacağını bilmediğimiz esmer güzeline doğru bakarken düşünüyoruz: “beraber bir günümüz daha olur mu acaba?” sonra tanrıya dönüp aynı şekilde bile olsa beraber bir gün daha geçirmeyi nasip et diyoruz. ardından bi hafta daha istiyorsunuz tanrıdan ve bi ay daha… farklı olmasına gerek yok diyorsunuz. aynı ay olsun ama yeter ki sevdiceğim yanımda olsun. derken bir bakmışsınız aylar geçmiş, bir mevsimi devirmişsiniz beraber.. bi bakmışsınız ki, sizin bir gün daha beraber takılabilirmiyiz acaba diye düşündüğünüz kişi yaz aşkınız olmuş. ardından sonbaharı uğurlamışsınız beraber ve yağmurlar yağmış saçlarınıza.
“çok sıcak iki dakika sarılma da soluklanayım” derken bi bakmışsınız kış gelmiş ve “biraz daha sokulsana yanıma” der hale gelmişsiniz o kişiye. tüm bu süreç içerisinde her ne kadar “aynı geçecek bir günün, ayın, mevsimin…” yolunu gözleseniz de hayat size farklı güzellikler sunmuş. birsürü paylaşım yaşamış, tekrar etmemişsiniz kendinizi.
Beklediklerimizden ve razı olduklarımızdan farklı şeyler sunmayı çok seven süprizci hayata rağmen biz tekrarları(da) seviyor, diğer herşeyi ise yan cebimize koyuyoruz. istemeyiz.