Kuşak farklılaşması

babane
aileyle anlaşması zordur. herkesin bütün hayatı boyunca yaşadığı ve önlenemez bir durumdur bu. farklı kültür seviyelerinde bulunsa bile her ailenin içinde yaşanır ufak tefek pürüzler. açıklaması basittir. tüm bunlar sevgidendir. fakat ebeveynler daima haksız görünür bu tartışmalarda. çünkü daha önce hiç ebeveyn olmayan çocuk, kendi geçtiği yolları yaklaşık olarak tahmin edebilen ailesinden anlayış bekler.
çok sevdiğim ve bana aşırı değer verdiklerini bildiğim bi ailem olmasına rağmen bende bu tarz sorunlar yaşıyorum ailemle. ve aile fertlerinden beni en çok eleştiren babaannem olduğu için bu sorunların aramızdaki yaş farkından kaynaklandığı rahat bi şekilde ispatlayabiliyorum. söylediklerim yeni bişey değil biliyorum. yıllardan beri “kuşak çatışması” diye herkesin dilinde dolaşan bişey bu.
fakat saygı duydugum bi abimle bu konu hakkında konuşurken (daha doğrusu ben ona bişeylerden yakınırken) onun olayla ilgili değişik bir teorisi olduğunu öğrendim. devamini oku »

seperator

mecaziyasam v4 | kurgusal blog

mczysmv3
şimdiye kadar her sene ağustos ayında temamızı değiştirmiştik. yeni yaşımızda yeni tema ile çıkmıştık karşınıza. ama bu sene malesef birçok şeyi ihmal ettiğim gibi blogumu da ihmal ettim. ve yeni bir tema hazırlayamadım. aslında bunun için zamanım da yoktu. eski yazılarımda bahsettiğim gibi ağustos ayı yaz okulunu başarılı bir şekilde atlatıp mezun olmaya gayret göstermekle geçti.
ama güzel bir tema bulup düzenlemekle ilgili gayret göstermediğimi, elimden geleni yapmadıgımı da kabul ediyorum. çünkü bu tema içime siniyordu benim. fakat kullandığım eklentileri her gün azaltmama rağmen ‘ana sayfanın yavaş yüklendiği’ ile ilgili aldığım eleştiriler hiç bitmedi. üstelik temanın janjanlı olması için yaptıgım bir iki şeyin de birçok kişi tarafından farkedilmediğini gördüm. bunlardan birisi üzerine basıp sürükleyerek hareket ettirebildiğiniz balık, diğeri ise f1 tuşuna basınca yan tarafta açılan ve mybloglog, bloxoo, whoisamongus, ve feedburner counter gibi ıvır zıvırı içeren bir bölümdü. devamini oku »

seperator

Ölümü anlamak.

ve herkes arkasını dönüp gider
Bir insanı soru sorarak tanıyamazsınız. Hele ilk başlarda. Çünkü verdiği cevapların kartvizitine ekleneceğini ve uzun müddet sanki kişiliğinden bir parçaymış gibi kendisini takip edeceğinin farkında olan kişi samimiyetini kaybeder. Bu yüzden de yanıltır. En sevdiğin renk, hobilerin? gibi basit ve salak sorular bile yalanlarla doldurulabilir. Bu yüzden soru sormak hoşuma gitmiyor. Aklıma yukarıdaki fikir geldiğinde, aldıgım her cevabı kuşkuyla karşılamaktan kendimi alıkoyamıyorum. Ve hiç hoşuma gitmiyor bu durum.
Bu yüzden önce hayat akıp giderken yavaş yavaş ve yalanlara mahal vermeden tanımak kişiyi, ardından da sorularla kafanda oluşan imajın gerçeği ne kadar ifade ettiğini test etmek daha eğlenceli bence. Bu sebeple arkadaşlarıma sık sık sorarım “Başınıza şöyle bişey gelse napardınız?” diye. Hem bazen kendimin bile cevap veremediği sorulara o kadar güzel yanıtlar alıyorum ki bu yöntemle. insana çıkış yolu oluyor duydukları.
Yine böyle bi günde sordum: Yakın zamanda öleceğinizi bilseniz napardınız?
Biliyorum klasik bir soru fakat alınan cevaplar çok farklı ve önemli olabiliyor bu soru karşısında. İnsanların en çok değer verdikleri şeyleri, kaybetmekten ne kadar korktuklarını, baskı altında nasıl davranabileceklerini… çok farklı çıkarımlara varabilirsiniz duyduğunuz cevaplarla. devamini oku »

seperator

aynı


herkes aynı duyguyu mu yaşıyor bir şehri, kurulmuş bir hayatı terkederken? yoksa bana mı tanıdık geldi bütün bu anlatılanlar? herkes için geçerli bi özet değilmidir acaba bu satırlar? yada sadece bir tesadüftür hepsi.

seperator