okul dedin de, aklıma bak ne geldi

önce televizyonlar bağırdı yeni eğitim yılının başladığını, ardından da çocukların cıvıldayan sesleri doldurdu kulaklarımızı. ablam bu yıl ilköğretim okulunun birinde öğretmenliğe başladı. 2 haftadan beri ondan öğrenci portreleri dinliyorum. ve bunları dinlerken kendi okul hayatımı düşünüyorum. bunu “ya devir çok değişmiş. biz böyle değildik” demek için değil. sadece çağrışımdan dolayı yapıyorum. tabi gittikçe düşen başarı grafiğimle yüzleşmek pek hoşuma gitmiyor ama dikkatimi farklı noktalara verip hiç dinmeyen ve dinmeyecek olan geçmişe özlemimi tazeliyorum. -bak bunları yazarken düşündüm de: babalar oğullarını kendi hayatlarındaki eksikleri doldurarak büyütüyorlar. geçmişte sahip olmadıklarını oğullarına birinci öncelik olarak veriyolar.- beyaz yakalığımı, oyuncaklarımı, ballı ekmeği, çocukça inatlarımı ve çalımlarımı, saflığımı özlüyorum. belki hala bunlara sahibim ama hiçkimse farketmiyo eminim. kişilik geliştikçe kendini izole edebilen bişey sanırım. arabanın camına film çektirmek gibi yani. film çektirdim kişiliğimin çocuksu noktalarına.
ha bi de Susam Sokağı vardı biz çocukken. kırpık vardı, kurabiye canavarları falan vardı. heey ya. özlenmezmi bu zamanlar. bir okul kelimesinden susam sokağına olan özlemime bağlanabiliyorum. fakat eğitim açısından okulun göze sürme gibi bişey olduğu fikrine kesinlikle kaılıyorum.

  • ÖZER

    VALLAHİ BENİDE GEÇMİŞİN TOZLU SAYFALARINA GÖTÜRDÜNYA SANA NE DİYEM ?

  • ÖZER

    VALLAHİ BENİDE GEÇMİŞİN TOZLU SAYFALARINA GÖTÜRDÜNYA SANA NE DİYEM ?