konuşmadan

çiköfte
kafamı uzun süre kurcalayan sözler hep beklenmedik zamanlarda, beklenmedik kişiler tarafından söylenenler oluyor. buna şaşırmıyorum, çok normal ve olması gereken bişey bu. sadece farkında olduğumu belirtmek istiyorum. en büyük kazıkları beklemediğimiz kişilerden yediğimiz, en unutulmaz golleri bize yine hazırlıksız anlarımızda attıkları gibi alakasız bi noktada, alakasız bir yerde sarfedilen bir cümle kulağımızda küpe olarak sallanıp kalabiliyor.
geçen gün çok sevdiğim bir dostum çiköfte partisine davet etti. hastası değilim aslında çiköftenin. ama yemesi, hazmetmesi, çıkartması ne kadar sancılı olsa da hayır diyemiyorum böyle tekliflere. yine hayır demedim. sadece bi uğrayıp çıkmak planıyla kapısını çaldım. tabi katılımcıları ve muhabbeti görünce pek mümkün de olmadı çıkıp gitmek.
alkollüyken çok fazla triplerim yok benim. mümkün olduğunca toplulukla hareket etmeye özen gösteriyorum. çünkü benim moralim güzelken yanımda birisinin hüzünlenmesi yada tam tersi benim kafam bozukken sofra arkadaşımın göbek atmasına pek tahammül edemiyorum. aslında kafalar yerinde olsa her zaman bi orta nokta bulunuyor da biraz gözler kaydı mı hiçbir söz gitmiyor karşı tarafın zihnindeki algı merkezine. ona katılmak istediğinde ise hep yabancı kalıyorsun o havada. yapmacık ve yalancı pozlar atıyorsun ortama. bu yüzden ayıkken oluşması muhtemel ortamı tespit edip hazırlığımı yapıyorum ben kendi adıma.
neyse… o gece malesef yine böyle bir durumla yüzyüze geldim. odanın benim oturduğum yerinde gayet serin serin gece ayazı ve ferah mutlu bir atmosfer varken diğer köşeye doğru gittikçe bu hava kayboluyor ve yerini derin koyu bir hüzüne bırakıyordu. hatta daha fazlasına belki de. -aklıma içinde bir miktar kola kalan ve bir hafta yıkanmayan bir bardağın dibinde oluşan koyu pekmezimsi kıvam geliyordu bu havayı düşünürken. aynen ona benziyordu.- ve benim sesim, ikna kapasitem yetmiyordu yine oraya sıkışanları kurtarmaya.
defalarca dinlediğim ve bir çözüm bulamadığım bir hikaye anlatılıyordu iki koltuk ötemde. çözüm bulamamıştım çünkü bazen hayatlarımız bi noktaya gelip sıkışıp kalıyor. ne ileriye, ne de geriye gitmek mümkün oluyor. ben böyle durumların bekleyerek çözüleceğine inandırdım kendimi. insan çırpınmak yerine karların erimesini, suların yükselmesini.. hayatın kendisine el vermesini beklemeliydi bu anlarda. ama karşımdaki arkadaşımın 4-5 yıllık mevzusunu bildiğim için bu fikrimi de söyleyemiyordum ona. durum bu olunca kendimi müziğe bırakmaktan başka çare kalmamıştı bana. ama hala kulağım onlardaydı. ortamdan kopmadan sessizce kafamdaki bişeyleri karıştırıyordum yine.
tam bunlar olurken birden onu dinleyen başka bir arkadaşım dedi ki: “Onu ne kadar çok sevdiğini, ona ne kadar değer verdiğini bağıra bağıra yüzüne söylemene hiç gerek yok. hatta bunu yapmamalısın. Önemli olan böyle şeyleri konuşmadan hissettirmektir.” bu söz pencereden gelen ayazdan daha sert çarptı kafama. çünkü çok haklıydı söylenen. benim de aklımda bulunan (eminim birçok kişinin aklında da vardır) “Neden böyle oldu?” sorusuna cvp olarak söylenebilecek çok güzel bir cümleydi bu. Ve birçok hikayeye uyum sağlayabilecek bir yapısı da vardı esasında. bu çıkarımı yapmak için filozof olmak gerekmiyor ama o anda gecemi gündüze çevirdi benim bu söz. mesela bir iddiada bulunduğumuzda bunu ıspatlamamız gerekir. ama eğer ilk olarak ıspatla gidersek karşımızdakine, iddia zaten ortaya atılmasa da olur. aynen bunun gibiydi ilişkilerdeki olay da.
ve herşeyi açık yüreklilikle söylemek hiç de iyi bişey değildi. az laf çok iş yapmak gerekti bu noktada da. tıpkı hayatın diğer alanlarında olduğu gibi.. güzel bir söz söylemek yerine belki de gülümsemeli insanlar karşısındakilere. her dilde farklı okunan-yazılar şeyleri, hep kusursuzca kurguladıkları düşüncelerini anlatmak yerine belki de sadece sıkıca sarılıp öpmeliler onu.
iki ay önce susmak yerine konuşmayı, düşünmek yerine yazmayı, kişiliğinizi birilerine hissettirmek yerine sözle anlatmayı tercih ettiyseniz eminim sizin içinde yukarıdaki satırlar bişey ifade ediyordur..

  • http://www.elvrade.com/ S.Taner

    Gerçekten tüm söylediklerine katılıyorum,çok dogru şeyler yazmışsın.Ayrıca,bu kadar uzun olupda bir solukta okudugum yazılar nadir çıkar.Bu da onlardan birisi.

  • http://www.elvrade.com S.Taner

    Gerçekten tüm söylediklerine katılıyorum,çok dogru şeyler yazmışsın.Ayrıca,bu kadar uzun olupda bir solukta okudugum yazılar nadir çıkar.Bu da onlardan birisi.

  • silentrebel

    çok teşekkür ederim taner. bunu bir öneri olarak alıp daha kısa yazmaya özen göstereceğim. zaten ilham konusundaki sıkıntımdan dolayı çok sık da yazamıyorum ama. bişey çıktı mı da biraz geveleyip lafı uzatıyorum malsef.

  • silentrebel

    çok teşekkür ederim taner. bunu bir öneri olarak alıp daha kısa yazmaya özen göstereceğim. zaten ilham konusundaki sıkıntımdan dolayı çok sık da yazamıyorum ama. bişey çıktı mı da biraz geveleyip lafı uzatıyorum malsef.