hoşgeldin ya


remazon geldi hoşgeldi. yine bir ramazan ayına girdik ve 5 gününü geride bıraktık bile. oruçlu, oruçsuz geçen beş gün.. aç ve tok geçen beş gün.. bu yaklaşık bir haftalık zaman diliminde çevremdekileri dinleyip düşünüyorum da yine bir kurtarıcı gibi yetişti ramazan ayı hareketli gündemden huzursuz olmuş halkımıza. medyamız herşeyi yarıda bırakıp yeşile boyanıverdi bir günde. ne caizdir-ne değildir tartışmaları, sahurda ve iftarda çok yemeyin uyarıları ayrıca da ‘nerde o eski ramazanlar’ diye iç geçirmeler kulakları doldurmaya çoktan başladı.
bu bi ay içinde herkesin müslümanlığını göstereceği, karşılıklı muhabbetlerde ben senden daha müslümanım be çekişmelerine girileceğinin sinyalleri de daha ilk beş günde belli oldu. herkes garip bir huzur ve iyilik içinde boğuluyor bu günlerde. arkadaşlarım konuşmalarında ünlem, bağlaç, edat, nokta, virgül olarak kullandıkları orjinal küfürlerini biyerlere saklamışlar. onların yerine de acaip bi ağız bulmuşlar. her cümle ‘allahın izniyle’ başlıyor ve hayatımda hiç kullanmadığım başka başka sözcüklerle bitiyor. beraberken çok eğlendiğim dostlarımdan ‘oruçluyum. hakettiğin cevabı veremicem şimdi. lüften akşam konuşalım’ gibi azarlamalar işitiyorum.
herşeye rağmen ben ramazanı seviyorum ama. hem bunu ”nerde o eski ramazanlar” demeden yapıyorum. aradaki değişim farkındayım. tabi tophane şenlikleri vb. kadar eskisini bilmiyorum ama hepberaber bi sofrada iftar yaptığımız zamanları ve şimdiyi karşılaştırıp aradaki farkı fark etmeme rağmen seviyorum yinede.
çünkü yukarıda bahsettiğim ramazan huzuru oruç tutsa da tutmasa da insanın içine yayılıyor ramazan günlerinde. ayrıca geceleri uyku problemi yaşadığım zamanlarda saatlerce önce uyumuş ailemin birden uyanıp tam acıktığım anda imdadıma yetişmesi çok hoşuma gidiyor. ve geceleri içilen çorba & çay vs.nin sıcaklığını da hiçbirşey vermiyo(kış günlerinden bahsediyorum). gerçi biraz tarafsız incelediğimde sanırım ben sahuru değil gece çorba içmeyi seviyorum. çünkü geceleri alkolün ardından içilen çorbanın hazzı da çok büyüktür benim için.
ramazan huzuru falan tamam da en nesnel şeyse ramazanı sevme sebeplerim içinde “Ramazan Pidesi”dir. Eski ramazanlar deyince de zaten ilk aklıma gelen şey lisedeyken bir türlü yetişemediğim iftar yemeklerine [evime] giderken yolda geçirdiğim bir saat içinde yediğim pidelerdir. Dakikalarca bekledikten sonra nihayet alabildiğim, dumanı üstünde, el yakan, lezzetini hiçbir ekmeğin vermediği bu pidelerdir benim ramazandan anladığım. Ne bayramlar, ne bayram namazları.. zaten bayram ziyaretlerinden de nefret ederim.
eskiden ramazan ayının her sene daha erken olduğunu fark ettiğim ilk anda hesapladığım şey bi neslin bayram tatili yaşamadan eğitim hayatlarını bitirecekleri olmuştu. ve koca ayın bi başında bi de sonunda oruç tutuğum bu zamanlarda ilerde bir gün tüm ramazan oruç tutacağım günlerin yaz ayına denk geleceğini ve beni çok yoracağı konusunda kaygılanmıştım. bu sene fark ettim ki bu söz ettiğim zamanlar yavaş yavaş gelmiş-gelecek..
ramazan hakkında yazabilecek doğru kişi olmadığımı bilerek ama yine de bu konuda söyleyebileceğim en isabetli sözle bitiriyorum yazımı:
“Bu ramazanın da hayırlara vesile olması dileğiyle.. Hayırlı Ramazanlar!”
Not: yazıyı ramazan davulcusunun sesi eşliğinde yazdım. az önce mahallemizden geçti.