gelecek bu

Bugun yorgunum. Bitkin. Artık kabul ediyorum herşeyi. Kabul etmek istemediğim, belki(?) dediğim şeyleri. İnsan hayattan şöyle kopuyormuş meğer: daha gidilecek çok yolun var ama zamanın bitiyor. Zaman umudu öldürürmüş bir süre sonra. Her yerde böyle bu olay. Size de olmuştur belki de tv de bir yarış seyrederken hala gidecek yolu olan, hala gitmeye gücü olan ama yeterli zamanı kalmadığı için yarıştan çekilen yarışmacılar görmüşsünüzdür. Ben de aynen onlar gibiyim bugün. Tek eksiğim kesinlikle zaman. Ama ben hiç beklemiyorum bu yazıyı yazmak için. Bitti. Evet benim yarışım bitti. Ve sezen aksu diyor ki: “ Gidiyorum bütün aşklar yüreğimde” eskiden olsa ben de boş durmaz eklerdim onun arkasından “Zaman sadece birazcık zaman die” fakat şu anda o kadar kolay geliyor ki beyaz havluyu atıp pes etmek. Hiç düşünmüyorum diğer seçenekleri. Zaten her gün kapalı kapılara konuşmak. O kapıdan asla içeri girememek ve içerisi adına kurulan haller ve kafada yaratılan sahteci bir sanal mekan. Cazip gelmiyor bunlar. İzin verildiği kadarını bilebiliyoruz izin verildiği kadarını anlayabiliyoruz bu noktada ve ancak izin verildiği kadar yaşayabiliyoruz hayatımızı… sen camdan köşkünde otururken benim zamandan kaçışım saçma geliyor muhtemelen sana. Ama zorda kalan bir hayvanı düşün. herkese saldırabilir. İnsan da öyle zorda kaldımı herkesi kırabilir. Kendime küsmüyorum sadece. sonuna kadar yanımdayım benim. Ne yaparsam yapayım değişmiyor. Ama sizden uzaklaşıyor artık bindiğim sal. Hiç sorgulamadan somurtuyorum bugün. İçimden hiç neden kelimesini geçirmiyorum. Sebep? Diye sorarsan çok basit. Kabul ettim artık bazı şeyleri. Aramızdaki duvarları aşmaya benim sesimin yetmeyeceğinin farkındayım. Bu yüzden artık harap etmiyorum kendimi. Ve sana istemediğin, en azından almak için gönüllü olmadığın bişeyi de vermeyeceğim. Beni hiç dinlemediğin için bu dediklerim sonunda saçma gelecek sana. Çünkü ben hep ya duvarlara, ya masalara yada arkadaki ağaca konuştum ve onun dalındaki yalnız kuşa. Sen duymadın dediklerimi konuşurken de farkındaydım bunların. fakat sana doğru bir yolunun olması insana her zaman sana ulaşabileceği hissini veriyor. Muhtemelen benim gittiğimi, hiç seni yalnız bırakmayan sesimin yokluğunu fark ettiğinde anlayacaksın. Ve bunun için kendinle baş başa kalman, sessiz bir ortamda olman lazım. Ben dilerim ki sürekli birileri olsun çevrende onlar konuşsun ve sen dinleme. Böylece benim gittiğimi de fark etme. Hem belki ben de “değeri kaybedince anlaşılan şey”lerdenimdir. Eğer öyleyse bunun cevabını da alacağım önümüzdeki günlerde. Hiç olmadığım kadar eksiğim bugünlerde. Sürekli direkten dönen bir top gibiyim. Vuslata anlar kala zamanın oyununu seyrediyorum. Onun kahpeliğini. Sonuç olarak hayat akışım, planlarım tekrar sekte de hem de dört bir yönden. Hikayem birisininkiyle karışmış olmalı? Ama kim bu? Ve final:
Kusursuz hayat planı tekler. Zaman yetmez. Ayrılıklar kapıdadır. Son gelmeden kişi pes eder. Beyaz havlu yerdedir. Başı önde bir adam gider dağların ardına. Eksik bir adam ve yeni hayat….