devir, teslim.. bi de eylül


bugün mahalledeki ihtiyarlardan aldığım bilgiye göre 1-2 gün önce eski eylül girmiş. ben yenisinin girdiğini bile çok fark etmemiştim ama bu lafın üzerine şöyle bi etrafıma bakınca gördüm.
ihtiyarlar havanın normalden, -yani olması gerekenden- çok daha fazla sıcak olduğunu söylüyor, neden hala yazın bitmediğini tartışıyorlardı. ama yaz bitmiş. ben de hala tatil yapmaya çalıştığım için kabullenmiyorum fakat ne yazık ki bu yazda bitmiş. Gündüzleri belki haziran ayından bile daha sıcak oluyor hava ama kısa bir süre için geçerli bu. Güneş batar batmaz hemen serinliyor etraf. zaten artık terasta yada balkonda yatamayışımdan nasıl ayırdına varmadım eylülün geldiğini? bilmiyorum. belki de okula giden çocuklardan anlamalıydım yazın bittiğini.
yanlız, okula başlayan gençler -üniversiteyi kazanıp kayıtlarını yaptırmaya gidenlerden bahsediyorum- daha farklı şeyler hissettirdi-düşündürdü bu sene bana. muhtemelen bu farklılıkla meşgul olduğumdan göz ardı ettim eylülü. mahallenin yeni üniversiteli gençlerine ve arkalarında bıraktıkları gözü yaşlı ailelerine bakınca “keşke ben olsam şimdi yeni giden üni.ye” dedim. bu düşüncenin kendimi eğitim hayatımın son senesine(!) hazırlamam ve ardından başlayacak hayattan biraz çekinmemle ilgili olduğunu varsayıyorum.
neyse işte.. sözüm şu ki şarkılarda, şiirlerde, kitaplarda bahsedilen bu eylül ayının hiç de güzel bi yanı yok. pek sevmesem de yaz ayını, insan yazın rahatını arıyor gittiğinde. ve bu mevsimsel değişimler benim kanıma hiç iyi gelmiyor.
yeni eğitim yılı başladı, yeni yargı yılı başladı, yeni yayın dönemi başladı, yeni mevsim başladı,….
bu kadar yeniliğe sadece terasta uyuyup açık hava keyfi yapacağım diye laf atmam hiç hoş değil tabi ki. yine de koskoca yaz boyunca bitiremediğim eksik kalan işlerimi şu bayram gelene kadar halletme çabamdan vazgeçmeyeceğim.
ve bu gece bütün bu olayların sorumlusu ilan ettiğim eylül, aslında umrumda bile değil…