cehennemden geldim cennete gidicem

İyi ki doğdun dünyadaki en değerli yengeç insanı.Bugün ablamın doğum günüydü. Bir çok kardeş gibi benim aram da ablamla pek iyi sayılmaz. Genelde canım sıkıldıkça ona takılır, onu kızdırır, saçma sapan polemikler yaratırım. Mesela olur olmaz bir İngilizce kelime sorar bilemeyince de “zaten senin kamu yönetimi okuduğun konusunda şüphelerim vardı” diye dalga geçerim. Ama tabi ki insan büyüdükçe anlıyor ki etin tırnaktan ayrıldığı bir dünyada kardeşler bile yeterince yakın değil birbirine. Dünyan büyüdükçe fark ediyorsun ayrılıkları. Eskiden evimizin ufacık odasında bütün aile fertleriyle hatta akrabalarımla otururken yalnızlık diye bir şey yoktu sözlüğümde. Ama evden uzaklaştıkça ailemden uzaklaştıkça bişey fark ettim: nereye gidersen git sadece kendini götürüyorsun yanında. Senden başka çevrende gördüğün her şey miasfir yanında. Evimden ayrılıyorum, ailemden ayrılıyorum, ablamdan ayrılıyorum. Ve gitgide uzuyor aradaki mesafeler. Daldan düşen bir yaprak gibi süzülüyor herkes hayat rüzgarında. Ben asla gelecek hakkında plan yapmadım. Ama bu insanın kendine yaptığı bir saygısızlıkmış meğer. Babamın küçük oğlunun hangi üniversiteyi seçtiği ne meslekle uğraştığı önemli değildi benim için ama babamdan ayrılınca baş başa kaldım o küçük çocukla. O zaman anladım işin ciddiyetini. İnsanın kendisine ve hayatına saygısı olmalı her zaman. Bu süreç esnasında fark ettim de bazı şeyleri ertelemek çok doğru değil. Çünkü yaşadığımız alan çok kaygan bir zemin. Her an bir kaza kaderimizi değiştirebilir. O yüzden dedim bazı şeyleri ertelemekten vaz geçeyim. Mesela ablacıma hep benim aksi dengesiz tavırlarıma katlandığı için teşekkür edeyim. Tekrar doğum gününü kutlayayım iyi ki var o.Aynı zamanda doğum günü demişken dün benim doğum gününü kutlayan değerli arkadaşlarımın hepsine teşekkür ediyorum. Onlar sayesinde yukarıda bahsettiğim duyguyla bir güzel alay ettim dün. Gerçekten çok sevenim varmış dedim kendi kendime. Hiç ummadığım kişilerden kalplerinin en saf köşesinden yazılmış o kadar güzel mesajlar aldım ki. Bir çocuk gibi şen hissettim kendimi.. tabi bunun yanında vefasız bazı dostlarım da ben sürekli onlarınkini hatırlamama rağmen onlar da aynı şekilde unutmaya devam ettiler. Aslında hayat olağan seyirinden pek bişey kaybetmedi bu yaz da. Ama doğum günümü hiç kimsenin hatta babamın bile kutlamadığı günleri düşünürsem bu sene süperdi her şey. Bence herkes cevresindeki bi kaç kişinin doğum gününü kutlamayı kendine iş edinmeli. Çünkü güzel bi mutluluk bu. Hediye falan da sorun değil. Yerine göre bi pasta. Bazen bi muhabbet ortamı. Ya da güzel bi alem sofrası. Aklıma 19 ocakta doğum günü olan bi arkadaşıma yaptığımız sürpriz geliyo. Onu kendinden geçinceye kadar sarhoş edişimiz, bütün yurda kapak oluşumuz, kış günü yağmur yağarken dışarı çıkıp hasta oluşumuz. Sonra odadaki bütün yataklara kusup çarşafları yok edişimiz…. Kendisi de mesajında bunlara atıfta bulunarak keşke sen de bi kış çocuğu olsaydın. Okulda kutlardık bu günü diyo. Bende düşünürdüm eskiden bunu. Çünkü yaz olunca mevsim. İnsanlar daha bi rahat oluyo. Hiçbişeyi takmıyorlar. Unutuyo randevular, önemli günler, iş görüşmeleri. Ama unutulma riskine rağmen yaz çocuğu olmak her şeyden güzel. Hele bir de yengeç burcu iseniz. Bide insan kendi doğum günü için başkasının günleri saydığını öğrenince.Cennete kabul edilmiş gibi hissediyo kendini. Aylar önce kovulduğu cennete.