Bursa söylevi

Mustafa Kemal Yolu

geçenlerde sağır odanın bir bölümünde atatürk’ün bursa söylevinin okunduğunu duydum.
sevindim, heyecanlandım ve lise yılları aklıma geldi.
birkaç arkadaşım A.F.K diye bir şey yaratmışlardı.
atatürk’ten, kemalizmden bi haber gençliğe bunları anlatmayı planlıyorlardı.
tabi ki iktidara karşı bir tutmları da mevcuttu kendilerinin.
iktidarın amerikanın kuklası gibi davranmasını, işbirliklerini kınıyorlardı.
bu yüzden geceleri duvarlara yazılama yapıp öğle araları da sınıflara bildiriler dağıtıyorlardı.
tabi bildiriler öğrenciler göremeden nöbetçi öğretmenler tarafından toplanıyordu.
aslında ele aldıkları konu güzel bir şeydi. belki eleştirileri de doğruydu ama bunu rehberlik servisinin ya da idarenin izni olmadan yaptıkları için illegal bir örgüt muamelesi gördüler. özellikle müdürümüzün yüreği bu olaylardan dolayı epey hoplamıştı. ve benim aklıma bursa söylevi denince hep A.F.K yani atatürkçü fikir kulübü gelir.
peki bu arkadaşların akibeti ne oldu diye sorarsanız: içerden çöktüler!
aşırı ve düzensiz büyümenin yan etkisi olarak en zayıf halka onları ele verdi.
3 gün uzaklaştırma ve adliye de aylarca sürüp giden bir dava oldu bu davranışlarının ödülü.
duyduğuma göre bazıları üniversite de de aynı şekilde devam ediyorlarmış eleştirilerine.
tebrik ve taktir ediyorum hepsini. onlar fark etmese de ben bişeyleri başardıklarına inanıyorum.

Bursa Söylevi

“Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir.
Bunların gerekliliğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır.
Bunları güçsüz düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı duydu mu, bu memleketin polisi vardır, adliyesi vardır demeyecektir.
Hemen müdahale edecektir.
Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla
Yine düşünecek, demek adliyeyi de düzeltmek gerekir,diyecektir.
Onu hapse atacaklar.
Yasal yoldan itirazlarını yapmakla birlikte;
Bana, İsmet Paşa’ya, meclise telgraflar yağdırıp,
Haklı ve suçsuz olduğu için serbest bırakılmasını,korunmasını istemeyecek,
Diyecek ki: Ben kanaatimin gereğini yaptım.
Müdahale ve eylemimde haklıyım.
Eğer buraya haksız olarak gelmişsem,
Bu haksızlığı oluşturan nedenleri düzeltmek de benim görevimdir
İşte,benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği…”

1933 yılı Şubat ayında, Bursa Ulucami önünde Ezan’ın Türkçe okunmasına başkaldıran 100 kadar gerici tutuklanır.
Olayı duyunca, daha birkaç gün önce ayrıldığı Bursa’ya dönen Atatürk’e; “Bursa gençliği olayı bastıracaktı. Polis ve adliyeye olan güven nedeniyle , karışmadı ”,denilince Atatürk bu konuşmayı yapar :