
Herkes neyin yanlış, neyin doÄŸru olduÄŸunu biliyor biÅŸey yaparken. çünkü çoÄŸunlukla doÄŸrular ve yanlışlar önceden tanımlanmış hayatta. ama garip bir ÅŸekilde seçtiÄŸimiz seçenek herzaman doÄŸru olan, yapılması gereken olmuyor. zaten olmamalı da bence. EÄŸer önüne gelen her seçenekte doÄŸru olanı seçen bir kiÅŸi ömrünün sonunda “Bu hayat olmadı. Yenisini istiyorum” diyorsa olması gereken seçimlerin içinde sadece doÄŸrular deÄŸil yanlışlar da bulunuyor demektir.
Bazen bile bile yaptığımız yanlışları bu sebeple haklı görüyorum. Hem hayatın kendisi iyi değil ki iyiler kazansın. Herzaman düzene göre davrananlardır başarılı olanlar. Çevresini iyi analiz edip ona göre siyaset izleyenlerdir büyük işler başaranlar. Ahlaki değerler ise sadece değerlendirme yapmak ve eleştirmek için var olmuşlardır. Daima uygulamak gereksizdir. Ama şuna dikkat edilmelidir ki bu şekilde düşünüp bir komando gibi hayatın içine sızıp orada kaybolmayı amaçlamak bazen insanı şerefsizlik denilen mertebeye ulaştırabilir. Bu yüzden o kadar usta bir kişi olmalıyız ki doğrular, yanlışlar, olması gerekenlerle süslediğimiz yaşamımız uzaktan bakıldığında arasından su sızmayacak kadar sağlam görünmelidir.
Bu stratejinin farkında olmasak da hepimiz çeşitli yalanlar söylüyor, bazen de çeşitli yalanlara inanıyoruz. Karşımızdakinin telefondaki bahaneler üreten sesini dinlerken yada suç işliyor olmanın heyecanını taşıyan gözlerine bakarken(bu zordur) kandır beni diye yalvarıyoruz adeta içimizden. Çünkü herşeyi bilmenin iyi bir yanı yoktur. Bazı bilgiler uyku kaçırır, huzur bozar. O yüzden bariz yalan olan sözlere bile gönülden inanırız bazen.
Üç yada dört sene önce dolmuÅŸta köye doÄŸru giderken mahalleden bi arkadaşımın ailesine söylediÄŸi yalanı hala bu gün gibi hatırlıyorum. Belli ki ailesiyle sorunları vardı. “Bu gece eve gelmeyeceÄŸim” diyordu annesine. Ama köyünden baÅŸka gidecek bir yeri olmadığı, çaresizliÄŸi de çok açıktı. O kadar tereddütsüz söylemiÅŸti ki bu yalanı bi an yanlış duyduÄŸumu düşünmeme sebep oldu. Daha sonra kısa bir an sessizce bakıştık ve baÅŸka konularla devam etti muhabbetimiz. Bir yalana ortak olmuÅŸtuk o anda. Hiç kimse o konuyu açmadı. Hiçkimse birbirini yargılamadı olanlardan dolayı. Devam eden zamanlarda da kulak misafiri olduÄŸum muhabbetlerde ne zaman bir yalan söylense bu duyguyu yaÅŸadım. Bazılarının rahatlıklarını taktir ettim, bazılarının ise acemiliklerine bakarak karşıdakinin nasıl hiç fark etmediÄŸine ÅŸaşırdım.
Şimdi 3g geldi ve cepten yüksek hızlı bağlantı imkanı sayesinde zamanla görüntülü konuşma fırsatlarından yararlanacağız hepimiz. Peki hazırmıyız buna? Sevgiliye telefonda rahat rahat söylenen yalanlarımıza ne olacak? Bunların desteklediği ilişkilere ne olacak? Cep telefonunu kullanmadan yapamıyoruz ama görüntülü konuşma olayını hayatımızdan uzak tutabilecekmiyiz acaba?
Dipnot: Bir yalanı paylaşmak, bir gerçeği paylaşmaktan daha fazla yaklaştırıyor kişileri birbirine.







