Başkasının hüznüne ağlayan adam – 7

Öncelikle başlık hakkında bir söz söylemek istiyorum. Başlığın bir kitap isminden çakma/çalma gibi göründüğünün farkındayım ama olaya uygun olduğu için kullanmaktan çekinmedim. Ama Fetoyla alakam olmadığının da altını çizip yazıma geçiyorum.
Bu aralar normal insanlar gibi davranmayı biraz unuttum istemeyerek. Uyku başta olmak üzere yemek, arkadaş çevresi, okul, kısacası hayat tarzım anormalleşiyor geçen senelerdeki gibi. Ama bütün bunlar olurken de sürekli bloga yazacak bişeyler düşünüyorum. Sonunu getirip yayınlayamıyorum ama sürekli tasarlıyorum kafamda. Sanırım yavaştan yeni bir takıntı oluyor bende bu blog. ve bu takıntılar canımı sıkıyor.
Okulun ilk gününden beri de bu yazıyı düşünüyorum-tasarlıyorum örneğin. Arkadaşlığın, Kankalığın insanlara yüklediği sorumluluklar hakkında bişeyler düşünüyorum yani. Bu konu ise şurdan aklıma geldi: Okulun ilk günü arkadaşlarla selamlaşıyoruz. Herkes uzun bir tatilden sonra özlemiş birbirini. Muhabbetler havada uçuşuyor. Çok sevdiğim arkadaşlarımdan birisini görüyorum bu esnada. Hemen sarılıp halini hatrını soruyorum ama sarılmadan önce yüzüne-gözlerine bakarken sanki bi kırıklık farkediyorum. Herşey normal olmasına rağmen hatta espriler yapılmasına rağmen ortada bi gariplik olduğunu anlyıorum. Bi koku alıyorum ortamda. Vodka kokusu ile bastırılmaya çalışılmış bir hüzün işliyor zihnime. Okulun ilk gününe sarhoş gelinmesini garipsediğimden değil arkadaşımın gözlerinden, tavırlarından anlıyorum aslında olayı. Korkarak soruyorum bi tenhada. Ve en korktuğum cevabı alıyorum. Hatta daha da kötüsünü. Ayrılık denen şeyin kasveti ile ne söyleyeceğimi – söylemem gerektiğini unutuyorum. Bu durumlarda konuşamamam da en çok “arkadaşlığın fizikteki birleşik kaplara benzediğini” düşünmemden dolayı zor geliyor. Bana göre beraber gülünüyorsa beraber de ağlanmalı. Iyi gün dostu olmanın hiçkimseye faydası yok. Arkadaşlarla moral seviyeleri hep eşitlenmeli kritik durumlarda -tıpkı birleşik kaplarda olduğu gibi-.
Arkadaşımın dediği bir söz aklıma takıldı o gün. “Objektif olma, yanımda ol!” dedi dostum. Objektif olup yüzleşmesi gereken gerçekleri onun önüne yığmak kolaydı o durumda fakat onun da dediği gibi bu tarz bir durumdaki kişinin istediği şey gerçekler değil arkasında dersteğini hissedebileceği arkadaşlarıydı.
Kendimi çok kötü hissediyorum bir dostumu yıkık gördüğüm zamanlarda. Ama daha da kötü hissetmemin sebebi ise ağzımdan teselli olacak sözlerin dökülememesi. Ya susuyorum o anlarda, yada en duymak istemedikleri gerçeklerle yüzleştiriyorum onları. Defalarca oldu bu durum ve defalarca sustum ben. Yukardaki başlığın yanındaki 7 de bu olayların çokluğunu belirtiyor zaten.
Ama “Objektif olma, yanımda ol!” lafının tam olarak manasını ise bu hafta yaşadığım bir olay bana bildirdi.
Duymayı istemediğim bir haber, yaşamayı istemediğim bir olay, düşmek istemediğm bir pozisyon gerçeklerin hiç de merak edilecek şeyler olmadığını anlamama sebep oldu.
Ve yanında olmasını beklediğin dostlarının sadece susmasının -ne diyeceklerini bilmediklerinden bile olsa- da nasıl bişey olduğunu gördüm-hissettim büyük ölçüde..

Not:Belki konuşamıyorum sizin hüzünleriniz karşısında ama bilin ki hepiniz için üzüldüm, üzülüyorumda.