Bana esmeyi anlat


Sıcak yaz günleri bitti..
Uzanıp yıldız dolu gökyüzünün altına sana masallar anlattığım günler gitgide geride kalıyor. Oysa sıcaktan başka derdimiz olmadığı ve geceleri biraz serinleyen havanın verdiği coşkuyla ne kadar mutlu hissetmiştik kendimizi. Ben saçma hikayeler uydurmuş, sen asla yüzüme vurmamıştın sözlerimin saçmalığını. Hep biraz müzik olmuştu kulaklarımızda. Belki dj in konuşmadığı bir anda açıp gözlerimizi, birbimizi aramıştık yanıbaşımızda. Onun haricinde hep kapalıydı gözlerimiz. Ve sen benim dizimde, ben senin yanında… Rahat günlerdi. Telaşımız yoktu ajandamızda. Birbirini tanımayan iki insan olarak mutlu hissediyorduk. Mutlu olmak için çok fazla şeye ihtiyaç duymayanlardanız diyorduk. Cahil mutluluğu hep böyle olmuştur zaten. kolay. “Seni yeterince tanımasaydım kesinlikle sevebilirdim.” diye bir söz vardı. sen duydun mu bilmem.
Sorulacak çok soru var.
Öğrenilecek çok şey.. dimi?
Işte benden sana bir soru: Tanımadığın birisini özler mi insan? Yada hiç sahip olmadığı birşeyin yokluğunu, eksikliğini hisseder mı? Ben bilemiyorum.
Sana yine yazdan kalan masallar anlatmak isterim. Yıldızlardan bahsetmek isterim mesela. Ama dışarıda şıpır şıpır yağmur yağarken odamdan bile çıkmak istemiyorum. Belki de yağmurda ıslanıp, hasta olup, sıcak bir çorbaya hasret yatacak zamanlarımız geçmiştir artık. Bazı şeyler için yeterince genç değilimdir belki. Onu da bilemem.
Ama sen bana aldırma. Çık en yüksek tepeye. Al bütün şehri ayaklarının altına. Bırak rüzgar saçlarını okşasın. Belki gökyüzünde kara bulutlardan başkasını göremezsin ama yine de inadına gülümse. Aç kollarını rüzgarın seni sarmasına izin ver. Korkma hiçbir şeyden. Önünde uzanıp giden yolar korkutmasın seni.
Sen duymazsın her sözümü. sesim sana kadar ulaşmayabilir. ama ben sana masallar, hikayeler biriktiriyorum biyerlerde. Fırsatım olur da okurum inşallah. O vakte kadar kapa gözlerini, dinle geceyi.


seperator