Babanın Kaderi oğluna mı?

geçen hafta sonu için eve gittim. ve yolda başıma gelen bir olay kendimi babamın yaşanmış hikayelerini tekrar yaşayan bir figüran gibi hissetmeme sebep oldu.
açıklamak gerekirse: bizim herşeyi kusursuz yapan(!) üniversitemiz bize dedi ki “biz sizin c2 (öğrenim durumunu belirten belge) belgelerinizi askerlik şubelerine gönderdik. sizin herhangi bişey yapmanıza gerek yok” hatta kadın pişkin pişkin de güldü bunları derken. resmen dalga geçti benle yani. ama aradan bir hafta geçmeden babam askerlik şubesinden yoklama kaçağı olduğumu belirten bir yazının geldiğini söyledi. ben de gayet kızgın bir şekilde koydum c2 belgemi cebime ve memlekete gittim. ve yolda ne tesadüftür ki kaçkez geçtiğim ve bir trafik polisinin bile çevirmediği o yolda bu kez jandarma kontrolüne mağruz kaldık. kimliklerimiz toplandı ve bilgisayardan bişeyler kontrol edildi. tam olarak amacın ne olduğunu bilmiyorum ama bu olay bana babamın bir anısını hatırlattı. o da ben gibi askerliğini tecil ettirmeyi ihmal etmiş ve bu durumda bir jandarma kontrolünde yakalanmış. tabi o zamanlar ülke karışık ; ) neyse o da yırtmış ben de yırttım. ben babamın oğluyum diyorum artık. baksanıza nasıl paralel hayatlarımız var.
ha bide, askerlik şubesinde benim bilgilerime erişirken adamın kullandığı program garibime gitti. ms-dos tarzı siyahbeyaz bişeydi. neden acaba bizim ülkemizde amerikan filmlerindeki gibi olmuyor olaylar. yani çok mu zor orda daha janjanlı bir yazılım kullanma. yoksa önemli olan işlevi mi? birisi cvp versin bana.