Akademik ticaret


Son yazımı sınavlarla ilgili bikaç söz söyleyip bitirmiştim. şimdi de yine okul mevzusundan devam etmek istiyorum. yeri gelmişken söylemek istediğim bişeyler vardı onları da yazayım da içimde kalmasın.
Bu yazıyı eylül-ekim gibi yani 1.dönemin başlarında yazsam belki daha mantıklı olurdu ama yine de geç kalmış sayılmam.
Yıllardan beri okuyorum. Kaç seneden beri okula gelip gidiyor ve bununla baÄŸlantılı olarak çeÅŸitli heyecanlar, stresler, güzel anlar yaşıyorum. Bu dönemin başında fark ettim ki herÅŸeyin bir sonu olduÄŸu gibi artık bu muhabbetlerin de sonu yavaÅŸtan geliyor benim için. ÖrneÄŸin artık yeni bir eÄŸitim yılına baÅŸlama ÅŸansım kalmadı benim. Bir daha güz yarı yılı diye biÅŸey olmayacak misal. Buna “sonun baÅŸlangıcı” diyorum ben. Çünkü son denen ÅŸey, bazen bi an olduÄŸu gibi bazen de bir süreç olabiliyor. İnsanların biÅŸeyleri tüketmeye baÅŸladığı an “sonun baÅŸlangıcı”dır yani. Gerçi böyle düşünürsek de doÄŸduÄŸumuzdan itibaren sonumuz gelmiÅŸ sonucu çıkabilir ama benim için böyle bir sonuca varılmasının da bir sakıncası yok. Sonuçta hepsi bir bakış açısıdır.
Türkiye’nin eÄŸitim sistemindeki yanlışları bilmeyen ve bunların hakkında konuÅŸmayan yoktur herhalde. Ilköğretim yada liselerde yaÅŸananlarla ilgili çok tartışma var lakin üniversitelerle ilgili bu kadar genel mevzular yok. bunun sebebi de her üniversitede farklı bir sistem uygulanması bana gore. bu belki basta güzel görünen birÅŸey olabilir ama iÅŸin içine girince anlaşılıyor ki ortada bi standardın olmaması tamamen facia. cünkü en uygun, en kullanışlı yöntemi bulma adına her sene birÅŸeyleri deÄŸiÅŸtiriyorlar. zaten bu güne kadar birçok ÅŸeyde ilk olduk ve oturmamış birsürü sistem üzerimizde denendi. hala da aynı ÅŸey yapmaya devam ediyorlar. deÄŸiÅŸen sınav sistemleri, deÄŸiÅŸen geçme notları, deÄŸiÅŸen krediler, yeni eklenen dersler, kaldırılan ve kalanların ona muadil baÅŸka ders almaya zorlandığı dersler, öğrenci temelli eÄŸitim adıyla bütün iÅŸin bizim üzerimize yıkılması… her sene farklı biÅŸeyler çıkıyor karşımıza ve bu standardı olmayan ortamda ileriye yönelik kararlar almak zor iÅŸ. mesela bi dersiniz kalıyor, yaz okulunda veririm diye plan yapıyorsunuz fakat bi bakıyorsunuz ki bi sene önce varolan yaz okulunu kaldırmışlar.
aslında durup durup sorulması gereken sorulardan birisi de “Ne olacak bu taÅŸra üniversitelerinin hali?” olmalı üniversite mevsuzu açıldığında. çünkü orta seviyede bir üniversitenin taÅŸra kampüsünde okuyan birisi olarak bu tarz ÅŸeylerin bizim gibi kiÅŸilerin başına daha fazla geldiÄŸini zannediyorum. bize çok fazla söyleyen olmadı zamanında bunları. arkadaÅŸlarımdan “biz nazillide deniz var zannediyorduk” ÅŸeklinde sözler duyunca onlarında karşısına ne çıkacağını bilmeden buralara geldiÄŸini anladım ama ben lisedeki bütün tanıdıklarıma anlatıyorum buraları. hatta daha genel konuÅŸup “üniversite merkez kampüslerde okunur” sözünü sarfediyorum sık sık. bizimki üniversite deÄŸil, üniversitecilik.
Dershaneler sözkonusu olduÄŸunda eÄŸitim ticarileÅŸti deniliyor. okullarda biÅŸey öğretilmiyor, parası olan dersaneye gidip baÅŸarılı oluyormuÅŸ. ama üniversitelerden bahseden yok. her ilçeye bi fakülte kurulması, üniversiteyle alakası olmayan ÅŸartlarda bilim yapılmaya çalışılması “çok yazık” dedirtiyor insana. biz sanki geliÅŸmemiÅŸ yerleri geliÅŸtirmek için geldik üniversiteye. insan bu kadar müşteri yerine koyulmaz. 613.5 ytl harç verip liseden beter bi ortamda hiçbir sosyal faaliyet olmadan yaÅŸamak zoruna gidiyor insanın. acaba bizden baÅŸka örgün öğretimleri baÅŸka, ikinci öğretimleri baÅŸka yerleÅŸkede okuyan, ikinci öğretim olduÄŸu halde sabah dokuzda sınava giden üniversite varmıdır? bir bölümü hizmet bedeli yani zorunlu bağış olarak alınan harcın her sene artmasına raÄŸmen aldığı hizmet kalitesinde bi artış olmayan baÅŸka üniversite varmıdır acaba? böyle bir cümle kurdum ama hala da o hizmetlerin ne olduÄŸunu öğrenebilmiÅŸ deÄŸilim.
Fakat unutuyoruz biz. hiçbir tepkimiz uzun süreli olamıyor. bu yüzden de sömürülmeye mahkumuz sanki. mesela bu dönemin başında fakültemiz 4.000 yada 5.000 nufuslu bir beldeye taşındı. ilk günlerdeki gündemi ve şimdiki gündemi karşılaştırdığımda anlıyorum ki ne yapılırsa yapılsın herşeyi kabul etmeye, alışmaya hazırız. tıpkı koyun gibi.

  • artık sıkıldım yakınmaktan bu okuldan.
    burdaki belediye başkanı adaylarının hepsinin vaatleri arasında bir "Sümer Üniversitesi" kurulması var. ama bu hiç kolay ve yakın bişey gibi görünmüyor bana. herkes yakınıyor, herkes rahatsız buna rağmen oturmuş bir düzeni değiştirmek oldukça zor görünüyor.
    Şu saatten sonra da hiç umrumda olmaz. nefretim kendimden sonra gelecekler için en iyisini istememi engelliyor.
  • Evet iÅŸ resmen akademik ticarete döndü ama sen yine bir nebze ÅŸanslısın.Arkadaşım var Isparta/Sütçüler de okuyor ve anlata anlata bitiremiyor ama olumsuz yönlerini. (:
    Nazilli yine büyük yerdir gerçi beldeye taşınmışsınız ama yine de Nazilli'ye yakın olmak iyidir.
    Bu arada sen de Milaslıymışsın.Yakında bir blog yazarları Milas toplantısı yapacak kadar kalabalık olacağız herhalde. (:
blog comments powered by Disqus