
Ver bana bütün hüzünlerini. Senin kalbin kırılmasın.
Dök bana bütün kederini. Güzel gözlerin dolmasın…
* * *
Adını bilmediğim bir teori “Yeryüzünde herşey zıddıyla var olur” diyor. Eğer birşeyin karşıtı yoksa o şey anlamsızmış, tat vermez-yokluğu hissedilmez-aranmazmış. Şimdi sanki bir bitkinin hücrelerini inceler gibi çevreme, hayatıma baktıkça bu teorinin ufak tefek parçalarını görüyorum heryerde. Zıddı ile anlamlı olan şeyleri, karşıtlıkları, bunun oluşturduğu güzellikleri ve tahammül edilemez o karın ağrısını andıran sevimsiz hisleri. Acaba bir daha güneş doğmayacak olsa, hep karanlığa mahkum olağımı bilesem yine de severmiydim geceyi? yaşayabilirmiydim bu zifirilikte. Vuslat diye birşey olmasaydı, kimbilir kaçkişi ölürdü hasretten. Mutsuz olmazdı belki hiçkimse yeryüzünde ama mutluluk da olmazdı gülüşen çiftlerin yüzünde.
Çok iyiyim bugün. Hayatım daha güzel olabilirdi belki ama elimdekilerle yetinmeyi bilen birisi olarak neşeyle dolu gözlerim. Mutluyum yani. Belki biraz yıkıldım, endişeliyim, korkuyorum gördüklerimin çağrıştırdıklarından, gelecekten dostlarıma daha fazlasını istemiştim, düşünceliyim, anlayamıyorum, dinleyemiyorum, duyamıyorum, hayallerimin ırzına geçiliyor mani olamıyorum, duman duman dalgalanıyorsun artık ne seni ne de kendimi tanıyabiliyorum.
Şaşırıyorum. Acaba yanlış mı duyuyorum? Hayır. Doğru duyuyorum ama şaşırmaktan kurtulamıyorum. Şaşırıyorum… ama aradığımı bulamıyorum. Haklı sebep arıyorum Fakat sadece bahaneler ve sonuçlar buluyorum. Insanları silip atamıyorum. Belki bu noktada yanlış yapıyorum. Dostlarıma müdahale ediyorum kendim için bişey istemesem bile duyarlılığımdan ben bile rahatsız oluyorum. Insan vücudunun en hassas yerlerinin aynı anda en büyük acıları ve en büyük zevkleri verebildiğini keşfediyor. En büyük sevincime imza atan kişiyle yine en büyük üzüntümün altındaki imzanın sahibinin aynı kişi olmasını talihsiz bir benzerlik olarak değil. Başta söylediğim teoriyle açıklıyorum. Hassas noktalarımız bize uç duyguları yaşatıyor. ve tabi ki hayat bu acı ve tatlı armonisi içinde güzel oluyor. Yani hayatı tezatların anlamlı kıldığını anlıyorum bu gece. mecaziyasam’ın sıkıcı bir saçmalık olduğuyla beraber tezatiyasam’ın rengarenk bir gökkuşağı ve hayatın özeti olduğunu yavaş yavaş kabul ediyorum.
Sen duman duman dalgalanıyor. Benim takıldığım noktaları önemsiz olarak görüyorsun.Ve fark etmeden hem kendini hem beni ateşsiz alev alev küle çeviriyorsun. Sen kaç metreden suyun beton etkisi yaptığını düşünmüyorsan, ben çoktan atladım ve düşüyorum eğer bilmek istiyorsan. Sen herşeye iyi geldiğini düşünerek bir sigara daha yakıyorsun. Bense müziğimin sensini son kademeye açıyorum.
Ölmek istiyorsan öl. Ama küçülme. Kendin olarak öl sakın değişme.
Masallar güzel sonlarla biter prenses. Masallara inancımı bitirme.
* * *
Şimdi senden vaz mı gecmeli? Masal olup yola devam mı etmeli?
Ben kalpten sorumlu, aşka sorunluydum. Anladim Herşey Sensin!







